Yanartaş
Khimaira’da, antikçağlardan bu yana hiç sönmeden yanan ateş, bir doğal gaz kaynağının çatlaklardan yeryüzüne çıkmasıyla oluşuyor. Eskiden daha güçlü olan ateş, zamanla küçük ama çok sayıda aleve dönüşmüş. Gündüz saatlerinde belli belirsiz olan alevleri akşam saatlerinde daha etkileyici bir görünüm kazanıyor. Ören yeri girişinden yaklaşık 20 dakikalık yürüyüşten sonra bu yanar taşların olduğu tepeye ulaşılmaktadır. Bu 20 dk lık tırmanışı daha kolay hale getirip manzaranın tadını çıkarabilmeniz için size tavsiyemiz bu yolculuğa gündüz saatlerinde başlayıp, hava karardıktan sonra geri dönmenizdir. Gündüz yolculuk sırasında manzaranın, akşam ise yanartaşın keyfini çıkarabilirsiniz. Yolculuk sırasında yanınıza bir adet el feneri almanızda fayda var. Eğer sizde yoksa yolculuğun başında çevredeki işletmelerden kiralayarak edinebilirsiniz.
Ateşin kaynağı doğal gaz kaynağının çatlaklardan sızmasımı yoksa antik çağlardaki ejderhaların püskürttüğü alevlerdenmi sorusunu takmadan bu ateşi farklı amaçlarla kullananlar olsada Olympos’a bir saatlik mesefedeki yanartaşın mitolojik öyküsü şöyledir:
Yunanistan’a bağlı Argos’ta, Bellerophontes adlı tanrısal güzellikte bir delikanlı yaşarmış. Uçan at Pegasos’a sahip olmayı çok istediğinden dağ bayır damadan günlerce Pegasos’un peşinden koşturmuş ama muvaffak olamamış. Birgün tanrılar rüyasında uçan ata nasıl sahip olabileceğini bildirmişler. O da tanrıların istediği şekilde atın su içtiği bir anda kendine verilen altın gemle ata sahip olmayı başarmıştır.
Ancak Bellerophontes birgün yanlışlıkla birisini öldürür. Bundan dolayı Argos’tan ayrılıp Tiryns kralı Proitos’un sarayına sığınır. Kraliçe bu yakışıklı gence çok geçmeden aşık olur. Onunla sevişmek ister. Fakat Bellerophontes konuk olduğu evin sahibine saygısızlık etmek istemez ve kraliçenin arzusunu geri çevirir. Kraliçe de kocasına yalan söyleyerek gencin kendisinin zorla koynuna girmek istediğini ileri sürerek ondan intikam almak ister. Kral öfkelenir ise de konuğunu öldürmek istemez ve onu öldürtmek için kayınbabası olan Lykia kralına bir mektupla birlikte gönderir.
Bellerophontes Lykia’ya ulaşır. Kral onu Xanthos nehri yakınında karşılar ve dokuz gün misafir eder. Dokuzuncu günde damadının gönderdiği mektubu alır ve öldürülmesi gerektiğini anlar. Ancak o da öldüremez ve Khimaira’nın öldürmesini ister. Böylece ondan kurtulmayı düşünmüştür. Khimaira önü arslan arkası yılan, ortası keçi olan ve ağzından alevler saçan garip bir yaratıktır. Bellerophontes tanrıların isteği ve kanatlı atı Pegasos sayesinde Khimaira’yı yere serer. Kral, Bellerophonhes’e daha birçok zor işler vermişse de o hepsinin hakkından gelmiştir.
Bunun üzerine kral onun tanrı soyundan geldiğine inanarak ona birçok armağanlar verir ve kızıyla evlendirir. Bellerophontes Poseidon soyundan gelmektedir. Bu evlilikten üç çocuğu olur, bunlardan kızı Laodameia, Zeus ile sevişir ve bu sevişmeden Sarpedon doğar. Sarpedon büyüyünce Lykia kralı olur. Troya savaşına katılır.
Ben ta uzaklardan geldim yardıma Anaforlu Xanthos’tan geldim, uzak Lykia’dan…..
diyerek savaşta geri kalanlara çıkışır ve birçok kahramanlık gösterdikten sonra Akhilleus’un silahlarıyla savaşan Patroklos tarafından öldürülür. Son nefesini verirken de vazifesini Glaukos’a devrederek ölür. Zeus oğlunun ölüsünü Lykia’ya götürmesi için Apollon’a emir verir.
İşte böylece yer altı yaratıklarından Typhon ile Ekhidna’nın
birleşmesinden doğan Khimaira, bugün Çıralı ve Yanartaş denilen
Olympos’tan görülen dağda yaşarmış. Belerophontes’in uçan atı
Pegasos’a binerek öldürdüğü Khimaira son nefesini verirken bile
ağzından alevler çıkıyormuş. Bugün tabii gazların kayalar arasından
çıkıp yanması işte bu efsane ile birleştirilir.





